Sözünü edeceğimiz bu altı asırlık tarihi tekke Gümülcine’nin batı semtinde Hacı İpekçi mahallesi civarındadır.
Sohbetimize başlarken, önce tekkeler hakkında kısa bilgi vermeye çalışalım.
Tekke kelimesinin aslı Farsça “Tekye”dir. Halk dilinde galatlaşarak tekke olarak telaffuz edilmektedir. Sözlük anlamlarına gelince:
a-Dervişlerin ve ilim aşıklarının meskeni, barınağı, sığınağı ve mabedi.
b-Fikir veya ders için toplanılan yer.
c-Sosyal anlamda; aç ve açıkta kalmışlara, yolda kalmışlara ve yoksullara kucak açan, çaresizlerin dertlerine manevi güç ve moral yeri.
d-Misafirhanesi, aşhanesi, mescit ve sebili, hatta hamamı ile insanlığa hizmet veren müessese.
Tekke kelimesinin aslı Farsça “Tekye”dir. Halk dilinde galatlaşarak tekke olarak telaffuz edilmektedir. Sözlük anlamlarına gelince:
a-Dervişlerin ve ilim aşıklarının meskeni, barınağı, sığınağı ve mabedi.
b-Fikir veya ders için toplanılan yer.
c-Sosyal anlamda; aç ve açıkta kalmışlara, yolda kalmışlara ve yoksullara kucak açan, çaresizlerin dertlerine manevi güç ve moral yeri.
d-Misafirhanesi, aşhanesi, mescit ve sebili, hatta hamamı ile insanlığa hizmet veren müessese.
Dünyada ilk tekke, Peygamber efendimizin Medine-i Münevvere’deki mescidinin civarında kurduğu (Suffe) medrese ve tekkesidir.
İşte sözünü etmeye çalıştığımız bu tekke de bu amaçlarla kurulmuş tam teşekküllü bir kurumdur.
Tekkelerin daha küçük ve daha kısıtlı boydaki kurumlarına da “zaviye” adı verilir.
Dini tarikat merkezleri olan zaviyeler, mensupları olan dervişler ve şeyhler Osmanlı ordularının yanı sıra hareket ederek, Hıristiyan topraklarına ve buralarda Türk uzletgâhları (oturulan tenha yer, yalnızlık köşesi) tesis ederek, orayı yavaş yavaş bir iskan merkezi yani köy haline getirmişler. Bu topraklarda İslamiyeti yaymak, aynı zamanda da buraların fethi için zemin hazırlamak maksadı ile kurulmuşlardır.
Gümülcine şehri içinde adlarını tespit edebildiğimiz tekke ve zaviyeler şunlardır:
- Fetihle birlikte kurulan en eski zaviyelerin başında Postuboş Baba zaviyesi gelir. Bu zaviye daha sonraki yıllarda tekkeye tahvil edilerek hem tekke hem de zaviye hizmeti görmüştür.
- Kır mahallede Şeyh Efendi ve Gazi Baba.
- Arifhane Mahallesi (Arif Baba)
- Yenice Mahalle Süpüren Baba ve Konukçu Şemseddin Baba.
- Tabakhane Mahallesi (Ahi Evren)
- Aşçıhasan Mahallesi (Aşçı Hasan Baba).
Batı Trakya Genelindeki Tekke ve Zaviyeler:
Fere Ilıcaları yakınlarında Nefes Baba.
Boru Gölü yakınlarında Kütüklü Baba.
İskeçe, Şahin köyünde Karaca Ahmet Baba.
Yine İskeçe bölgesinde Okçu Baba.
Rodop Balkanlarında eski Edirne yolu üzerinde Üçler Tekkesi ve diğerleri.
Balkanlara Osmanlı orduları girmezden önce sınır bölgelerinde yaşayan, Müslüman olmayan kitlelere çok zaman İslamı bu müesseseler tanıtmışlar, onların kalplerini kendi örnek yaşayışlarıyla ve İslam’ın şaşmaz adaleti ve hoşgörüsü ile fethetmeyi başarmışlardır.
İslam dinine bu kadar hizmet veren tekke ve zaviyeler mensubu mübarek zatlar, vefat ettiklerinde çok zaman yaşadıkları bölgelere defnedilmişlerdir. Bugün bu zatların kabir ve makamları, tekke ve zaviyeleri her ne kadar tarumar edilse bile onlar vazifelerini yapmış olmanın huzuru içinde ebedi uykularına çekilmişler, her zaman rahmetle yad edilmektedirler.
Şimdi de asıl konumuz olan Postuboş Baba ile biraz daha sohbetimize devam edelim.
Postuboş - Poşpoş Tekkesi hakkında H. 1310 - M. 1893 tarihli Edirne Salnamesi’nde şu bilgiler vardır:
“Postuboş Baba, cennetmekan I. Sultan Murat Hüdâvendigâr zamanında, ulemâ ve meşâyih-i kirâmdan olup, bu havalinin fethi esnasında Gazi Evrenos Bey ile birlikte Gümülcine’ye gelmiş ve burasını mekan ittihâz ederek, vefat eylemesiyle kasaba civarında mahall-i mahsusa defnedilmiştir.
Hakkında fazla bilgi olmamakla beraber türbe-i şerifi ve tekkesi mevcut ve misafirhanesi küşâdedir (açık ve şendir).”
İşte sözünü etmeye çalıştığımız bu tekke de bu amaçlarla kurulmuş tam teşekküllü bir kurumdur.
Tekkelerin daha küçük ve daha kısıtlı boydaki kurumlarına da “zaviye” adı verilir.
Dini tarikat merkezleri olan zaviyeler, mensupları olan dervişler ve şeyhler Osmanlı ordularının yanı sıra hareket ederek, Hıristiyan topraklarına ve buralarda Türk uzletgâhları (oturulan tenha yer, yalnızlık köşesi) tesis ederek, orayı yavaş yavaş bir iskan merkezi yani köy haline getirmişler. Bu topraklarda İslamiyeti yaymak, aynı zamanda da buraların fethi için zemin hazırlamak maksadı ile kurulmuşlardır.
Gümülcine şehri içinde adlarını tespit edebildiğimiz tekke ve zaviyeler şunlardır:
- Fetihle birlikte kurulan en eski zaviyelerin başında Postuboş Baba zaviyesi gelir. Bu zaviye daha sonraki yıllarda tekkeye tahvil edilerek hem tekke hem de zaviye hizmeti görmüştür.
- Kır mahallede Şeyh Efendi ve Gazi Baba.
- Arifhane Mahallesi (Arif Baba)
- Yenice Mahalle Süpüren Baba ve Konukçu Şemseddin Baba.
- Tabakhane Mahallesi (Ahi Evren)
- Aşçıhasan Mahallesi (Aşçı Hasan Baba).
Batı Trakya Genelindeki Tekke ve Zaviyeler:
Fere Ilıcaları yakınlarında Nefes Baba.
Boru Gölü yakınlarında Kütüklü Baba.
İskeçe, Şahin köyünde Karaca Ahmet Baba.
Yine İskeçe bölgesinde Okçu Baba.
Rodop Balkanlarında eski Edirne yolu üzerinde Üçler Tekkesi ve diğerleri.
Balkanlara Osmanlı orduları girmezden önce sınır bölgelerinde yaşayan, Müslüman olmayan kitlelere çok zaman İslamı bu müesseseler tanıtmışlar, onların kalplerini kendi örnek yaşayışlarıyla ve İslam’ın şaşmaz adaleti ve hoşgörüsü ile fethetmeyi başarmışlardır.
İslam dinine bu kadar hizmet veren tekke ve zaviyeler mensubu mübarek zatlar, vefat ettiklerinde çok zaman yaşadıkları bölgelere defnedilmişlerdir. Bugün bu zatların kabir ve makamları, tekke ve zaviyeleri her ne kadar tarumar edilse bile onlar vazifelerini yapmış olmanın huzuru içinde ebedi uykularına çekilmişler, her zaman rahmetle yad edilmektedirler.
Şimdi de asıl konumuz olan Postuboş Baba ile biraz daha sohbetimize devam edelim.
Postuboş - Poşpoş Tekkesi hakkında H. 1310 - M. 1893 tarihli Edirne Salnamesi’nde şu bilgiler vardır:
“Postuboş Baba, cennetmekan I. Sultan Murat Hüdâvendigâr zamanında, ulemâ ve meşâyih-i kirâmdan olup, bu havalinin fethi esnasında Gazi Evrenos Bey ile birlikte Gümülcine’ye gelmiş ve burasını mekan ittihâz ederek, vefat eylemesiyle kasaba civarında mahall-i mahsusa defnedilmiştir.
Hakkında fazla bilgi olmamakla beraber türbe-i şerifi ve tekkesi mevcut ve misafirhanesi küşâdedir (açık ve şendir).”
Bu din büyüğünün kurduğu tekke (600) yıl hizmet vermiş, yolda kalmışlara ve yoksullara kucak açmış, çaresizlerin dertlerine manevi güç ve moral yeri olmuş. Kurucusu Postuboş Baba’nın türbesi etrafında kurulmuş misafirhanesi, aşhanesi, mescit ve sebili ile insanlığa hizmet vermiş bir müessese idi.
Ne yazık ki altı asırlık bu tekke 1980’li yılların başlarında bölgenin konut yapımına alınması ile 1500 metrekare kadar olan tekke müştemilatı, önce üçgen şeklinde (150-200) metrekare kadar küçültülmüş. Daha sonraları da 1990’lı yıllarda tamamen yıktırılmıştır.
Ne yazık ki altı asırlık bu tekke 1980’li yılların başlarında bölgenin konut yapımına alınması ile 1500 metrekare kadar olan tekke müştemilatı, önce üçgen şeklinde (150-200) metrekare kadar küçültülmüş. Daha sonraları da 1990’lı yıllarda tamamen yıktırılmıştır.
Bugün bu tekkenin yerinde birkaç kırık dökük mezar taşı ile bir tarihin hazin hatırası kalmıştır.
Postuboş – Poşpoş kelimelerinin anlamlarına gelince:
Poşpoş adı, Gümülcine’nin batısındaki Poşpoş çayından esinlenmiş.
Postuboş adı ise, bu mübarek zatın ara sıra kaybolarak savaşlara, seferlere katılmasından dolayı makamı -postu-nun boş kalmasından esinlenerek Postuboş olarak anıla gelmesindendir.
Tekke ile ilgili yazarın canlı tarih olarak gözlemleri:
- Postuboş Baba tekkesinin yeri, müştemilatı, sebili hatta camiini hafızamda kaldığı gibi şöyle tarif edebilirim:
Poşpoş adı, Gümülcine’nin batısındaki Poşpoş çayından esinlenmiş.
Postuboş adı ise, bu mübarek zatın ara sıra kaybolarak savaşlara, seferlere katılmasından dolayı makamı -postu-nun boş kalmasından esinlenerek Postuboş olarak anıla gelmesindendir.
Tekke ile ilgili yazarın canlı tarih olarak gözlemleri:
- Postuboş Baba tekkesinin yeri, müştemilatı, sebili hatta camiini hafızamda kaldığı gibi şöyle tarif edebilirim:
10-12 yaşarlımda iken Büyük Müsellim köyündeki akrabalarımı sık sık ziyarete gidiyordum. Tekke, yaka köyleri dediğimiz köylere giden anayolun üzerinde idi. Yolun güneye bakan karşı cephesinde bir arazi, içinde çatısı çökmüş, kapı ve pencere yerleri belli olan harabe bir cami vardı. Camiin bulunduğu takriben (10-15) dönüm kadar olan bu arazi tekkeye ait ve tekkenin tasarrufunda olduğunu yaşlı komşularımızdan dinlemiştim. Çünkü onların bu araziye sınır, zerzevat bahçeleri ve bağları vardı. Tekke binasının hemen önünde yol kısmında suyu devamlı akan sebil- çeşme, çeşmenin arka kısmında hayli geniş bir avlu, avlunun doğu kısmındaki hazirede tekke mensuplarının mezar taşları. Avlusunda adak kurbanlarının kesilip pişirilerek, gelen geçen yolculara ikram edildiğine bir kaç defa şahit olmuştum.
Benim için asıl önemli olan husus ise şu idi:
Bazen yoldan geçerken tekke avlusuna girer, haziredeki birer sanat eseri olan, insan boyundan yüksek mezar taşlarındaki yazıları okumalarını bilmediğim halde dakikalarca hayranlıkla seyre dalardım. Bu anlarda içimden kendi kendime: - Acaba bir gün böyle yazıları okuyup yazabilecek miyim? Hayaline kapılıyordum.
Bazen yoldan geçerken tekke avlusuna girer, haziredeki birer sanat eseri olan, insan boyundan yüksek mezar taşlarındaki yazıları okumalarını bilmediğim halde dakikalarca hayranlıkla seyre dalardım. Bu anlarda içimden kendi kendime: - Acaba bir gün böyle yazıları okuyup yazabilecek miyim? Hayaline kapılıyordum.
Çocukluğumda bu hayallere belki de Postuboş Baba’nın manevi desteği ile yıllar sonra da olsa kavuştuğumu söylememe bilmem hacet var mı?
Son olarak, Batı Trakya’da bulunan adları ve makamları bilinen veya bilinmeyen bütün Allah dostları, vazifelerini tamamlayarak bu fani aleme veda etmiş mübarek zevâttır.
Hepsinden Allah razı olsun. Yine her birinin makamları cennet olsun temennisiyle sohbetimizi noktalayalım…
İnsanlar, cesetleri ile değil, ruhlarıyla manevi yönleriyle anılmaya layıktırlar…
Kabirleri ve mezar taşları, yok olsa bile!...
Son olarak, Batı Trakya’da bulunan adları ve makamları bilinen veya bilinmeyen bütün Allah dostları, vazifelerini tamamlayarak bu fani aleme veda etmiş mübarek zevâttır.
Hepsinden Allah razı olsun. Yine her birinin makamları cennet olsun temennisiyle sohbetimizi noktalayalım…
İnsanlar, cesetleri ile değil, ruhlarıyla manevi yönleriyle anılmaya layıktırlar…
Kabirleri ve mezar taşları, yok olsa bile!...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder